Dijital Dünyada Ebeveyn Olmak

WhatsApp
Facebook
Twitter
Telegram
Email
Print

Dijital yerlilere ebeveynlik. Hepimizin yapmaya çalıştığı şey, öyle değil mi?

Kızımız neden elinden iphone u bırakmıyor?

Çocuklara kaç yaşında tablet vermeli?

Ne kadar ekran zamanı doğru?

Tabletler ve oyunlar yüzünden çocuğumun sağlığı elden gidiyor mu?

Gözleri bozulur mu? Duruş bozukluğu? Hareketsizlik?

Peki ya radyasyon?

Sürekli bağlı olmanın etkileri neler?

İçinde bulunduğumuz çağ teknoloji çağı olarak isimlendirilmektedir. Teknoloji ile birlikte bilgi ve iletişim teknolojilerindeki hızlı ve kökten değişimler sonucu internet teknolojileri bireylerin günlük yaşantılarının bir katmanı haline gelmiştir. İnterneti birçok şey için kullanıyoruz: Araştırma yapmak, uzaktan öğrenme, aile ve arkadaşlarla bağlantı kurmak, alışveriş yapmak, yemek tarifleri aramak ve bankacılık işlemleri yapmak… Fakat bu kullanımın sonsuz olduğu uçsuz bucaksız olan sanal dünya sağladığı faydaların yanında kötüye kullanım ve bağımlılık oluşturma riskini de beraberinde getirmektedir.

Dijital yerliler ya da İ-Nesli 1995 ve takip eden yıllarda dünyaya geldiler. Cep telefonlarıyla büyüdüler, henüz liseye başlamadan sosyal medya hesapları vardı. İnternetin olmadığı bir zaman dilimini hatırlamıyorlar bile. Kendilerinden önce gelen nesillerden çok farklılar. Dünya üzerinde yaşayan her dört kişiden biri bu nesle mensup. İnternetin dünya çapındaki kullanımına bakıldığında karşımıza çıkan internet kullanıcısı sayısı 100 milyonları aşmaktadır. Evet, artık devir, internet neslinin devri.
Türkiye’de, nüfusun %72‘sine tekabül eden 59,3 Milyon internet kullanıcısı var ve bunların 56,3 Milyonu telefonlarından internete bağlanıyorlar. Nüfusun %63’ünü oluşturan 52 milyon aktif sosyal medya kullanıcısı. İnsanlar internette günde ortalama 7 saat geçiriyorlar. Peki bu kullanıcılarımız en çok nerelerde vakit harcıyorlar:

Günde ortalama 2 saat 46 dk sosyal medyada, Günde ortalama 3 saat 9 dk televizyon başında ve son olarak günde ortalama 1 saat 15 dk müzik dinleyerek.

İnternet çok boyutlu bir ortamdır. Öğrenmek, öğretmek ve eğlenmek için muhteşem bir ortam olduğu gibi bilinçli kullanılmadığı ve yeterince önlem alınmadığı takdirde risk ve tehlikelerle dolu bir ortam da olabilmektedir. İnternet ortamı sadece güvenlik boyutuyla risk oluşturmakla kalmayıp; özellikle mobil ve sosyal ağların getirdiği teknolojik fırsatlar da farklı risklere dönüşebilmektedir. Özellikle çocukların ve gençlerin yoğun olarak kullandığı mobil ve sosyal ağlar, kişisel mahremiyetten siber zorbalığa kadar birtakım olumsuzlukları beraberinde getirmektedir. Bu durum birtakım hak ve hukuk ihlallerine sebep olmakta ve insanların gündelik yaşamında derin yaralara yol açabilmektedir. Bu sebeple internet kullanımıyla alakalı birtakım önlemler alınması gerekmektedir.

İşe ilk olarak ebeveynler olarak kendimizden başlamamız gerekir. Evlerimizde Televizyonlar sürekli açık, telefonlar her zaman yanımızda. Bizler çocuklarımıza mentörlük yaparak yol gösterici olmalıyız. Çocuklarının bağımlılığından şikâyetçi ebeveynlerin birçoğu da aslında kendileri bu durumdan muzdaripler. Ama bunları çocukları üzerinden fark ediyorlar çoğunlukla. Ebeveynler kendi medya kullanımını düzenlemeli. Çünkü ebeveynlerin dijital teknolojilere karşı eğilimleri çocukların dijitale karşı tutumlarını büyük ölçüde belirliyor.
Hepimiz biliyoruz ki çocuklar ekranları çok seviyorlar, uzun süre vakit geçirmeye bayılıyorlar. Araştırmalara bakacak olursak, 5–8 yaş aralığındaki çocuklar gün içerisinde yaklaşık 3 saat boyunca ekranlara bakıyorlar. Bizler biliyoruz ki, ekranın olması gerektiğinden daha fazla kullanılması toplumumuzu negatif etkiliyor. Bu sebeple ekran süresine sınır koymak oldukça büyük bir önem arz etmektedir. Pedagoji Derneği çocuğun ekran ile olan ilişkisinin aşağıda belirtilen sınırlar çerçevesinde düzenlenmesi taraftarıdır:

0–3 yaş: Olabildiğince ekrandan uzak tutulmalıdır. Ekran başında vakit geçirmemelidir.
3–6 yaş: Günlük toplam süre 20–30 dakikayı geçmemelidir.
6–9 yaş: Günlük toplam süre 40–50 dakikayı geçmemelidir.
9–12 yaş: Günlük toplam süre 60–70 dakikayı geçmemelidir.
12 yaş üzeri: Günlük toplam süre 120 dakikayı geçmemelidir.

Yaşları büyük çocukların ve gençlerin ekran ile temasları farklılık gösteriyor ve daha çeşitli sorunları beraberinde getiriyor. Gençler zamanlarının çoğunu sosyal medya, dijital film, dizi ve müzik platformları, kontrolü olmayan video içerik platformları gibi alanlarda geçiriyorlar. Kimlik ve kişilik gelişiminin oluştuğu bu dönemde sanal dünya onlara bir kimlik sunuyor. Tahmin edersiniz ki sanal dünya tarafından sunulan bu kimlik, anne babalar olarak tasvip ettiğimiz bir düzeyde olmuyor. Bu sebeple çocuğumuzun hangi platformlarda gezdiğini ve hangi içerikleri izlediği hakkında bilgi sahibi olmalı ve sınırlamalar getirmeliyiz.

Aileleri zorlayan bir diğer konu ise online oyunlardır. Oyunların birçoğu şiddet öğesi içermektedir. Yapılan bir araştırmada fiziksel aktiviteye katılmayan, düzenli spor yapmayan ve dijital oyun oynama süresi yüksek olan çocukların bağımlılık ve saldırganlık düzeylerinin yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Bununla birlikte dikkat süreli azalan çocukların, sıkılmaya başladığı ve akademik başarılarında düşüş görülmeye başlanmıştır.

Ekranların artmasıyla birlikte çevrimiçi iletişim, yüz yüze iletişimin yerini almaya başladı. Evde ekransız zaman ve mekânlar oluşturmak aile bağlarımızın güçlenmesi açısından oldukça kıymetli bir yere sahiptir. Yemek masasında ekran açılmaz, akşam çay sohbetinde ekran açılmaz, uyumadan otuz dakika önce ekran açılmaz gibi kendi aile dinamiklerimize göre ekranın olmadığı zaman ve mekânlar belirleyebiliriz.
Ekran içeriklerini kontrol etmek de ebeveynlerin görevlerinden biri haline gelmiştir. Çocuklar yaşına uygun olmayan içeriklerle erken yaşta karşılaşabilmektedir. Kızımızın izlediği dizinin ne olduğunu, oğlumuzun oynadığı oyunun içeriğini bilmeliyiz. Mümkünse ortak alanlarda izlemelerini teşvik etmeli ve aralıklarla internet geçmişini kontrol etmeliyiz. Çocuk internette arama yapabildiği yaşa gelindiğinde internete aile şifresi ile korumak gerekir.

Sosyal medyada çocuklarımızın arkadaşı olmalıyız. Çocuklar için kişisel sosyal medya hesaplarına sahip olması için tavsiye edilen yaş 16’dır. Hesaplarına güçlü şifre koyması, hesabının gizli olması, özel ve mahrem bilgilerini paylaşmaması, tanımadığı kişilerle iletişim noktasında bilgilendirilmesi önemlidir.

Sosyal medya ve teknoloji kullanımı özünde merak duygusunu barındırır. Ve merak aslında hem çocuk için hem de yetişkinler için doğal bir süreçtir. Ancak önemli olan merak duygusunun doğru bir şekilde giderilmesi ve özellikle çocuklarda gelişim sürecine zarar vermemesinin sağlanmasıdır.

KAYNAKÇA
Karabulut, B. (2015). Bilgi Toplumu Çağında Dijital Yerliler, Göçmenler ve Melezler. Pamukkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi: Sayı 21, Sayfa 11–23.
Güvendi, B. , Tekkurşun Demir, G., Keskin, B. Ortaokul öğrencilerinde Dijital Oyun Bağımlılığı ve Saldırganlık. OPUS Uluslararası Toplum Araştırmaları Dergisi: Yıl 2019, Cilt 11, Sayı 18, Syf. 1194–1217.
https://dijilopedi.com/2019-turkiye-internet-kullanim-ve-sosyal-medya-istatistikleri/
https://kemalsayar.com/insana-dair/cocuk-ve-mahremiyet
https://kemalsayar.com/insana-dair/internet-bagimliligi
https://pedagojidernegi.com/cocuk-ve-ekran/

Shopping Basket