YENİ BİR UZAKTAN EĞİTİM SÜRECİNE GİRERKEN

WhatsApp
Facebook
Twitter
Telegram
Email
Print

Mart ayından itibaren eğitime uzaktan, çevrim içi bir şekilde devam ediyoruz. Bu çevrim içi yarı yıl öğrenciler, öğretmenler, yöneticiler ve veliler için çok kolay geçmedi. “Ev” tabii ki “okul” gibi olmadı; çevrim içi eğitim de gerçek eğitim gibi olmadı. Tüm olağanüstü şartlara rağmen uzaktan eğitim sürecinin olabildiğince verimli geçtiğinden söz edebiliriz. Bu yazıda çevrim içi de olsa, yüz yüze de olsa okula yeniden dönüşü farklı değişkenler açısından ele almaya çalışacağım.

Yaklaşık 6 aydır devam etmekte olan pandemi sürecinin daha ne kadar devam edeceğine ve ilerleyen zamanlarda hem sağlık hem de eğitimle ilgili karşılaşacağımız yeni gelişmelere ilişkin belirsizlikler olsa da, belirgin olan birçok şeyin olduğu da bir gerçek. Okulların 21 Eylül’de açılacağı ve öğrencilerimizin kademeli olarak yeniden okullarıyla buluşup yüz yüze eğitime başlayacaklarını biliyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı’ndan gelen açıklamalar ışığında hem özel hem de resmi eğitim kurumları farklı senaryolar için hazırlıklarını tamamlayarak süreci takip ediyor. Bunun farkında olarak, belirsizliklere ve endişe yaratan noktalara odaklanmak yerine, belirgin olan hususları gündeme alıp okullarımıza güvenerek, fiziksel ve zihinsel olarak çocuklarımızı okula hazırlamak, onların okullarına yüz yüze, sağlıklı bir şekilde başlamalarına ve devam etmelerine yardımcı olacaktır.

Yaşamın sürprizlerle dolu olduğunu ve bazen bizim hiçbir müdahalemiz olmadan bizi çok da mutlu etmeyen olay ve durumların meydana gelebildiğini unutmamız gerekiyor. Karşılaştığımız beklenmedik olay ve durumlar, bireyi ve toplumu zorlayan, belirsiz bir yapıyı içinde barındırabiliyor. Yaşamın getirdiği beklenmedik sürprizlere karşı yapabileceğimiz en önemli şeylerden biri psikolojik dayanıklılığımızı ve bilişsel esnekliğimizi güçlendirmek. Düşüncelerimizde esnek olmak, sosyal problem çözme becerimizi güçlendirmek ve özdenetim gibi sosyal-duygusal becerilerimizi geliştirmek bize zorlu durumlarla baş etmemiz için önemli avantajlar sağlayacaktır. Okulların uzaktan eğitime başladığı şu günlerde, hem uzaktan eğitimin etkililiği hem de 21 Eylül’de yüz yüze eğitimin başlayacak olması birçok ebeveynde, öğretmende ve çocukta, soru işaretleri ve zaman zaman da kaygı oluşturuyor. Hem uzaktan eğitim sürecinde, hem de yüz yüze eğitimin başlaması durumunda ebeveynlerin, öğrencilerin ve öğretmenlerin mevcut duruma göre hareket edebilme esnekliğine ve becerisine ihtiyacı var. Yaşamda başarılı olan insanlara baktığımızda, çoğunluğunu esneklik becerileri yüksek olanların ve farklı yaşam koşullarına adapte olup o şartlarda yaşama tutunabilen insanların oluşturduğunu görmekteyiz. Ebeveynlerin kendi esnekliklerini ve dayanıklılıklarını güçlendirmelerinin, çocuklara ve gençlere örnek teşkil ederek rol model olmaları bu anlamda oldukça kıymetli.

Yeniden Okula Dönüşe Hazırlık

Yaz tatilinin ardından, şimdilik uzaktan olsa da okullarımıza döndük. Oyunlarla, gezilerle, arkadaşlarla ve özgürce geçirilen zamanlarla dolu uzun bir yaz tatilinin ardından, öğrencilerin okul düzenine adapte olması ilk haftalarda onlar için biraz zor olabilir. Özellikle de pandemi döneminde okula dönmenin, okula adapte olma sürecini etkileme ihtimali oldukça yüksek. Çocukların okula daha kolay adapte olabilmesi için, ebeveynler olarak üzerimize düşen bazı sorumlukların olduğunu unutmamamız gerekiyor.

Çocukları zihinsel olarak eğitim sürecine hazır hâle getirmek için bir aile toplantısı organize edip süreç hakkında onlarla konuşmak faydalı olacaktır. “Pandemi devam ediyor ve tedavi ve aşı henüz bulunmadığı için, önlemlere devam etmemiz gerekiyor. Milli Eğitim bakanımız 21 Eylül’de okulların yüz yüze açılacağını söyledi ancak var olan koşullara göre bu karar yeniden değişebilir. Kararların değişmesinin sebebi hem kendi sağlığımızı hem de toplum sağlığını korumak.” şeklinde bir açıklama yapılması, çocukların süreci anlamasına yardım edecektir Burada anlık kararlar alınabileceğinin, alınan kararların koşullara göre değişebileceğinin vurgulanması, çocukların hayal kırıklığı yaşamalarını önlemek ve bilişsel esneklik kazanmaları açısından oldukça önemli.

Çocukları zihinsel olarak eğitim sürecine hazır hâle getirmek için yapmamız gereken bir diğer önemli konu, onlara “Tatil sona erdi ve eğitim hayatı başladı” mesajını vermek. Çocuklar mart ayında çevrim içi eğitime geçtiklerinde “okullar tatil oldu” izlenimine kapıldılar. Mart ayında başladığımız bu uzaktan eğitim ve evlerimizde kalma süreci ani bir durumdu ve sağlığımızın tehdit altında olmasından ötürü geçici bir durum olarak kabul ediliyordu. Ancak aradan geçen 6 ayın ardından okullara en azından şimdilik uzaktan döndüğümüz ve eğitime yeniden evlerimizden devam ettiğimiz bu süreçte artık uzaktan eğitimi bir gerçeklik olarak kabul ederek çocukların da bu eğitimi tatil gibi görmemesi için çaba göstermemiz ve bunun eğitimin farklı bir versiyonu olduğunu ve tıpkı okula gittiği zamanki gibi belli bir programının, sınırının ve çerçevesinin olduğunu açıklamamız gerekiyor. Ebeveynlerin çocuklarıyla “Hayat devam ediyor ve hepimizin sorumluluklarını yerine getirmesi gerekiyor. Biz işlerimize döndük, çalışıyoruz. Senin de okulun başladı ve bazı sorumlulukların var. Bunları yerine getirmeni bekliyoruz” şeklinde bir konuşma yaparak fiziki olarak okullar açılmasa bile uzaktan eğitimle okula dönüş yaptığı mesajını vermesi faydalı olacaktır.

Çocukları zihinsel olarak okula hazır hale getirmek için yaptıklarımızın yanı sıra, fiziksel olarak da hazır hale getirmek için, oda düzeninde ve eğitim ortamında da uzaktan eğitim için uygun ortamı oluşturmamız çok önemli. Uyku ve beslenme düzeninin sağlanması, bir çalışma alanının oluşturulması, akademik planın takvim hâlinde çıktısının alınıp göz önünde olması, internet ile alakalı teknik sıkıntılar varsa giderilmesi, kullandığı cihazın bir eksiği varsa giderilmesi çocukların okula hazır oluş düzeylerine olumlu yönde katkı sağlayacaktır.

Akademik Beklenti Nasıl Olmalı?

Pandemi ve uzaktan eğitim döneminin olağanüstü bir hâl olduğunu ve evin okul olmadığını, evdeyken okulda olan her şeyin birebir sağlanamayacağını kabul ederek okullara, öğretmenlere, kendimize ve çocuklara gereğinden fazla yüklenmeyelim. Eğitimin tüm paydaşlarının kaliteli bir eğitimi pandemi koşullarında sağlayabilmek adına büyük bir çaba sarf ettiğini ve zaman zaman zorlukların da yaşanabileceğini unutmayalım. Bu süreçte hepimizin birbirimize destek olması ve birbirimizin hayatını kolaylaştırması gerektiğini aklımızda tutalım.

Uzaktan eğitim sürecinde birinci önceliğimiz akademik başarıyı yükseltmek değil, öğrencilerin okula adaptasyonunu sağlamak, sorumluluklarını yerine getirmeleri konusunda desteklemek ve sosyal ilişkilerdeki sorunları çözebilme kapasitelerini geliştirmektir. Japonya’da deprem zamanı eğitime bir gün ara verildikten sonra çadır kentlerde derslere tekrar başlandı. Mülteci kamplarında eğitim zorlu koşullarda da olsa devam ediyor. Bir başka deyişle deprem, savaş, göç, salgın hastalıklar gibi etki alanı daha büyük olan zorlayıcı yaşam olaylarının hemen ardından eğitime başlanmasındaki amaç “hayat devam ediyor, herkesin sorumluluğu var” mesajını çocuğa iletmektir. Bu şartlar içerisinde yüz yüze eğitimdeki gibi kaliteli, verimli ve mükemmeliyetçi bir akademik beklenti içerisinde olmak pedagojik olarak doğru olmayacaktır. Yapılan gözlemlerde ailenin akademik konularda mükemmeliyetçi beklentileri arttıkça çocukların derslere odaklanma sürelerinin düştüğü belirlenmiştir. Olağanüstü bir dönemde olduğumuzu hatırlayıp çocuğun eğitim sistemi içerisinde kalmasını sağlamamız bu süreçte yeterli olacaktır.

Ekran Kullanımı

Ruh sağlığı uzmanları ekran kullanımını Faydalı Ekran Kullanımı ve Boş Ekran Kullanımı olarak iki başlık altında incelemektedirler. Faydalı ekran kullanımı, çocukların akademik, sosyal, duygusal gelişimine katkı sağlayan, ilgi duyduğu, merak ettiği alanlarda derinleşme imkânı sağlayan, yeni bilgiler öğrendiği ve kendi bilgi ve yeteneğini başkaları ile paylaşabildiği çalışmaları kapsamaktadır. Pandemi ile birlikte başladığımız uzaktan eğitim sürecinde çocuklar aktif olarak ekran karşısındaydılar. Çocukların ekran karşısında eskiden olduğundan çok daha fazla vakit geçirdikleri bu süreçte, özellikle ekran kullanımını kontrol etmekte zorluk yaşayan çocuklar, ekrandan ayrılmakta ve akademik çalışmalara yoğunlaşmakta zorluk yaşadılar. Bu zorluk beraberinde uyku, beslenme ve hareketsizliğe bağlı problemleri meydana getirdi. Ayrıca bu durum bazı çocuklar tarafından “sadece haz alınan şeyleri yaparak da hayat devam ediyor” şeklinde algılandı. Bir başka ifadeyle okula gitmeden, ödev ve sorumluluklarını yerine getirmeden, istediği kadar ekranla ilişki içerisinde olarak bir yaşam sürdürmenin mümkün olabileceğini görmüş oldu. Hatta bu yeni hayat bazı çocuklar tarafından o kadar kabullenildi ki Haziran ayında hayat normale dönmeye başladığında sokağa çıkmak onlar için çok da cezbedici olmadı.

Ekran sınırlaması ile ilgili oldukça önemli olan iki noktaya dikkat etmemiz gerekiyor: İçerik ve süre. Çocuğun ekrandaki uğraşının ne ile ilgili olduğu, ekranı hangi amaçla kullandığı, karşılaştığı içeriğin ne olduğu oldukça önemli. Ebeveynler olarak “Çocuğumun oynadığı oyun yaşına uygun mu, şiddet veya argo içeriyor mu, oyun sırasında nelerle karşılaşabilir, sosyal medya hesabı var mı, varsa güvenli kullanıyor mu?” gibi soruları kendimize sık sık sormamız ve çocuklarımızın ekranla olan ilişkilerini nasıl yönettiklerine dair farkındalığımızın yüksek olması gerekiyor.

İçeriğin yanında, ekran karşısında geçen sürenin sınırlı olması da çocukların hem beden sağlıklarını hem de ruhsal ve bilişsel gelişimlerini korumaları adına önemli bir husus. İlkokul kademesindeki çocukların, uzaktan eğitim dersleri dışında kalan zaman diliminde, 1 saati geçmemeleri, ortaokul ve üzeri yaş grubundaki çocukların ise, 2 saatin üzerine çıkmamaları gelişimleri için uygun olan sürelerdir. Ekran süresi konusunda getirilecek sınırlamalarla, çocukların akademik olarak tekrar disipline olmaları kolaylaşarak ekran kullanımı ile ilgili yaşanabilecek olası çatışmaların önüne geçilecektir. Bu sınırı koyarken, neden buna ihtiyaç duyduğunuzu gerekçeleriyle birlikte açıklamanız ve karşılıklı olarak konuşarak karar vermeniz, aranızdaki iletişimi güçlendirecektir.

Okullarda yüz yüze eğitim yeniden başlayana kadar geçecek zaman diliminde, öğrenme merakına, heyecana ve çözüm üretme becerilerine ihtiyacımız olduğunu, bu süreçte yaşayacağımız yoğun kaygı ve stresin bize katkı sağlamayacağını aklımızda bulunduralım. En kısa sürede, okul koridorlarında öğrencilerimizle buluşmayı büyük bir arzu ile bekliyoruz.

Sağlıklı günler dileğiyle


İstifade Edilen Kaynaklar

Çocuk ve Ergen Psikanalisti Funda Akkapulu, Seminer Notları.
Prof. Dr. Mücahit Öztürk ve Dr. Mehmet Dinç, Seminer Notları
Prof. Dr. Yankı Yazgan, Döneceğimiz Okul Bildiğimiz Okul Değil başlıklı yazısı
Türk Tabipleri Birliği, Pandemide Okul Sağlığına İlişkin Uzman Görüşleri Raporu

Shopping Basket